7 Eylül 2011 Çarşamba

Her Şeyin Bir şeyi Vardır

   Bugün  pek namdar bir şairin eleştirildiği bir köşe yazısının sonunda okuduğum bir cümle ( Fransızlara aitmiş) dikkatimi çekti. : ''Şiirini sevdiğin şairle tanışmak, kaz ciğeri ezmesini sevdiğin kazla tanışmak gibidir.''  İfade biraz ağır gibi olsa da sadece şair ve şiiri için değil, farkında olarak veya olmayarak  kutsallaştırıp ideal tipler haline getirdiğimiz yazar, şarkıcı, türkücü, futbolcu gibi alem malum olmuş birçok insanın gerçek kişiliğini tanıdığımızda karşılaşabileceğimiz hayal kırıklığını trajikomik bir şekilde anlatıyor. Merak ediyorum. Örneğin Bir inşaat işçisi yaşadığı barakada kirli çamaşırlarını elleriyle yıkadığı anda kral, imparator, baba diye adlandırdığı, acıklı türküler söyleyip çileli insanların sırtından para kazanan  arabesk sanatçısını şatafatın içinde alem yaparken görse, nasıl bir ruh haline bürünür? Neyse bu örnek pek alakalı olmadı gibi. Arabesk ezilmiş  halkların afyonudur deyip geçelim. Benim aklım en çok tarihi kişiliklere takılıyor. Nerdeyse tapılacak hale getirilen, hatta belki bazı devletlerin (mesela?) resmi ideolojisine ilham kaynağı olan  tarihteki bazı komutan, padişah, asker gibi zevatın gerçek kişilikleri bilinse ne olur acaba? Bilmek bir tarafa, sorgulamak, tarihi bazı kişiliklerin de biz insanlar gibi yiyip içtiğini söylemek bile bazen küfür gibi algılanabiliyor. Neyse hayal kırıklığına uğramak güzeldir vesselam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.